Ne kazandığını bilmiyorum ama,
Umarım beni kaybettiğine değmiştir.
Ne kazandığını bilmiyorum ama,
Umarım beni kaybettiğine değmiştir.
En küçük detayların altında neler yattığını bilen insanlar var. Ben onlardanım. Herhangi bir yerde herhangi biriyle karşılaştığımda herhangi bir cümlesinden, herhangi bir davranışından kendime “neden” sorusunu soruyorum. Çünkü tertemiz bildiğimiz o sular artık kirli akıyor. Çünkü büyüdük. Çünkü kırıla kırıla şüpheci insanlar olduk. Şimdilerde nereye gidersem gideyim, ne yaparsam yapayım, hissettiklerimin sürekli doğru çıkması ve kötülüğü hemen fark etmem… Bunlar hayattan aldığım tadı acılaştırıyor. Galiba benim yalnızlığım insanları tanımakla başladı. Bu yüzden kendine bir iyilik yapacaksan insanları tanımamakla başla. Yalnızca kendini tanıyan insanların bir yerlerde tek başına kitaplar, filmler, yabancı diziler ve daha fazlasıyla çok huzurlu ve mutlu olduklarını biliyorum. Sonunda olmak istediğim yer bu galiba. Sevgiler.
Yine bilinmezliğin içindeyim. Gidiyorum ama nereye?
Varmayı çok istediğim lakin bir türlü varamadığım belirsizliğe*
Yemin ederim hep boşa kırılıyoruz ne fark eden var ne umurunda olan var ne gönlümüzü almaya çalışan var kırıldığımızla kalıyoruz öyle.
Hayattan bir şey öğrendiysem o da şudur, herkes her şeyin farkında ve kimse hiçbir şeyi yanlışlıkla yapmadı.
En yakınım dediklerinin bile bir bir sana uzak oluşunu izliyorsun, ve elinden gelen tek şey elin kolun bağlı izlemek